Türk Sineması’nda Tartışmalı İlkler”- Gölgenin Seyri belgesel film çalışması.
Yıldırım M. (Yürütücü)
Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje, BAP Araştırma Projesi, 2018 - 2019
- Proje Türü: Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje
- Destek Programı: BAP Araştırma Projesi
- Başlama Tarihi: Mart 2018
- Bitiş Tarihi: Mart 2019
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Proje Özeti
|
GENİŞ ÖZET: Sinema o eşsiz buluş… İnsanları birbiriyle tanıştıran, buluşturan 7. Sanatın habercisi… Resmin ardından fotoğrafın izlerini takip ederek gözün kusurlarından doğan bu illüzyon belki de dünyanın o kadar da büyük ve keşfedilemez olmasının ardındaki sırrı bize anlatan bir araç olacaktı, oldu da… 1895’te Lumierre Kardeşler’le başlayan bu yolculuk, kısa zamanda Amerika, İngiltere derken tüm dünyada etkisini göstermeye başladı. 1896 yılında Eden Theatre’da 30 kişilik“mutlu azınlık” a yapılan gösterimin ardından çok geçmeden dünyanın başka noktalarında aynı filmler izleyicisiyle buluşmaya devam etti. Amerika’da Thomos Edisson’un buluşu kinetoscope , 1 nikel karşılığında izleniyor olmasından dolayı nükleodon adıyla anılırken, 1904 yılında çekilen skotch viski reklam filmi dünya tarihine de “ilk” olma özelliğiyle adını yazdırıyordu. Amerika’nın bu konudaki “ilk” çabaları günümüzdeki yerini o dönemden anlamak hiç de zor değil… İngiltere’de Robert William Paul, yine dünya sinema tarihine geçen bir “ilk” le adını yazdırıyordu”Ekmeğini kendin kazan” isimli filmiyle “ilk sınıf farkının vurgulandığı” film… Fransa’nın Melies’i ilk bilimkurgu filmlerinin temelini “Aya Yolculuk” Filmiyle atarken , etkisini Atlantik’in öbür yakasındaki Edisson’un filmlerine taşıyordu… Bu kısa dünya turu aslında biraz da Türkiye’nin o dönemki Osmanlı’nın durumunu anlamak açısından aslında sadece küçük bir grizgah niteliğinde 19. Yüzyılın sonlarındaki bu keşif kısa bir sürede kendi alt türlerini yaratırken bizdeki süreç farklı işliyordu aslında… Çok değil bulunuşundan, kısa bir süre sonra ilk gösterim 1896 yılında“Yıldız Sarayı”nda gerçekleştiriliyor, Bertrand adındaki hokkabazın gerçekleştirdiği bu ilk gösterim sadece saray halkına yönelikti. Ayşe Osmanoğlu’nun anılarından öğrendiğimiz bu gösterim - elektrik olmaması ve bu konuda padişah II. Abdülhamit’in kararlı tutumu sinemamızın gelişimini kuşkusuz etkileyen faktörler arasında sayabiliriz- petrolle çalışan lambalarla gerçekleştirilmiş bu da biraz insanları rahatsız etmiştir. Türk sineması ile ilgili tartışmalar Osmanlı’daki halka açık ilk gösterimin yapıldığı 1896 yılının 12 Aralık ayındaki Sponeck birahanesindeki gösterimin kimin tarafından yapıldığı ile başlıyor. Sinema tarihçisi Nijat Özön’ün “S. Weinberg” olarak nitelendirdiği ve bugüne kadar kabul gören isim, Delavalle Sinema yazarı Burçak Evren’in yazdığı “Türkiye’ye Sinemayı Getiren Adam: Sigmund Weinberg” adlı kitabında gösterimin Weinberg tarafından yapılmadığı vurgulanır. Bir diğer sinema tarihi yazarı Ali Özüyar’la Burçak Evren aynı görüşte birleşir, bu ilk gösterim M. Henri (D. Henri) tarafından yapılmıştır. (Özüyar, 2017: 32). İlk gösterimle ilgili tarafımdan bulunan bir diğer kaynağa göre ilk gösterimin İstanbul’da değil de İzmir’de Frenk mahallesindeki Apollon Salonu’nda aralık ayının başlarında ilk film gösteriminin gerçekleştirilmiş olmasıdır(Ahenk Gazetesi 10 Aralık 1896). Tartışmaların diğer odağındaki sorun ise Fuat Uzkınay tarafından 14 Kasım 1914 yılında Fuat Uzkınay tarafından çekildiği söylenen “Ayastefanos Abidesi’nin yıkılışı” filmidir. Filmin kayıp olması bu konudaki tartışmaları çoğaltmış, tarafımdan da hazırlanan bir yazıda da belirttiğim gibi(Tempo Dergisi-1991) Fuat Uzkınay’ın böyle bir film çek(e)mediği yolundadır. Bununla ilgili yüksek lisans tezi hazırlayan sinema yazarı Barış Saydam da aynı görüştedir. İlk film konusunda Manaki Kardeşler’in çektiği filmlerle bu tarihin 1905’lere kadar indirilmesi de belgeselin yine araştırma konuları arasındadır. “İlk Müslüman Türk Kadın Oyuncu” olarak kabul edilen “Bedia Muvahhit”in (ki tarafımından hayatı belgesel olarak çekilen)”ilk” olmadığı yine sinema tarihçisi Ali Özüyar tarafından iddia edilmekte ilk kadın oyuncunun “Esrarengiz Şark-1922” filminde oynayan Nermin adlı kadın oyuncu olduğunu söylemektedir. (Özuyar, 2017:352) İlk renkli film ise Muhsin Ertuğrul’un Halıcı Kız-1954 filmi sinema tarihi kitaplarında geçer. Oysa Ki Ali ipar’ın Salgın filmi hatta ondan önce 1951 yılında Turgut Demirap yapımcılığında gerçekleştirilen “Evvel Zaman İçinde” filmi ilk renkli film unvanına sahip film olmalıdır (Yıldırım-Evren, “Evvel Zaman İçinde”-2014). Bunların dışında “ilk sansür ve ilk güldürü dizi ve hatta MOSD (Merkez Ordu Sinema Dairesi) un kuruluşuna dair şüphe ve tartışmalar da yine bu belgeselin ortaya çıkarmayı hedeflediği “ilk” ler arasında yer almaktadır.
|