Bleomisin Sonrası Karaciğer ve Böbrek Hasarının 0., 60. ve 120. Günlerde İncelenmesi


Bayram H., Yıldırım B., Bayrak C., Yıldız A.(Yürütücü)

TÜBİTAK Projesi, 2209-A - Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı, 2026 - 2026

  • Proje Türü: TÜBİTAK Projesi
  • Destek Programı: 2209-A - Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı
  • Başlama Tarihi: Mayıs 2026
  • Bitiş Tarihi: Kasım 2026

Proje Özeti

Kemoterapi, malign hücrelerin öldürülmesi, çoğalmasının durdurulması veya vücutta yayılmış kanser hücrelerinin ortadan kaldırılması amacıyla uygulanan kimyasal bir tedavi yöntemidir. Bu ajanlar hücre döngüsünün farklı aşamalarını hedefleyerek kanser hücrelerinin yapısını ve metabolik işleyişini bozarken, hızlı bölünen sağlıklı hücreleri de etkileyebilir. Ayrıca birçok kemoterapötik ilaç, hücre içi reaktif oksijen türleri (ROS) seviyelerini artırarak redoks homeostazını bozabilir. Artan oksidatif stres, DNA hasarı, protein oksidasyonu, lipid peroksidasyonu ve fibroblast aktivasyonu ile ekstrasellüler matriks birikimini tetikleyebilir. Bu süreç, profibrotik sitokinler, özellikle TGF-β1’in ekspresyonunu artırarak kollajen sentezini yükseltir ve doku fibrozisine yol açar. Erken dönemde kolajen birikimi yara iyileşmesini desteklerken, kronik veya düzensiz birikim akciğer, kalp, böbrek ve karaciğer gibi organlarda fibrozise neden olarak organ fonksiyonlarını bozabilir. Tek başına veya kombine olarak kullanılan kemoterapötik ajanlar birçok kanser türünde yüksek terapötik etkinliğe sahip olmakla birlikte, özellikle akciğer, böbrek ve karaciğer dokularında fibrotik değişimlerle ilişkilendirilmiştir. Sisplatin tedavisinde sıçan modellerinde hepatosit dejenerasyonu, periportal fibrozis, endotelyal bozulma ve serum AST-ALT artışları gözlenmiş, bleomisin, etoposit, sisplatin kombinasyonu uygulanan sıçanların böbreklerinde ise interstisyel fibrotik alanlar, kanama, hiperemi ve lenfositik infiltrasyon rapor edilmiştir. Bleomisin, DNA sentezini inhibe ederek hücre bölünmesini engelleyen ve oksidatif DNA hasarı oluşturan bir kemoterapötik ajandır. Normal dokularda bleomisin hidrolaz enzimi sayesinde toksisiteye karşı direnç gözlenirken, deri ve akciğer dokularında hidrolaz enzim düzeyinin düşük olması bu bölgelerin duyarlılığını artırır. Bununla birlikte son çalışmalar, karaciğer ve böbrek gibi organlarda da bleomisine bağlı belirgin doku hasarının oluşabileceğini göstermektedir. Bu çalışmada, bleomisin uygulanan sıçanlarda tedavi sonrasında 0., 60. ve 120. günlerde karaciğer ve böbrek dokularında meydana gelen fibrotik değişiklikler histolojik ve biyokimyasal olarak incelenecektir. Masson Trikrom boyaması ile kollajen birikimi ve fibrozis derecesi değerlendirilecek, serum TGF-β1 düzeyleri ELISA yöntemiyle ölçülerek sistemik fibrotik yanıt analiz edilecektir. Bu araştırma, kemoterapiye bağlı organ fibrozisinin zaman içindeki seyrini ve olası iyileşme süreçlerini ortaya koyarak, fibrozis mekanizmalarının anlaşılmasına ve literatüre özgün katkılar sunmaya hedeflemektedir.