Yükseköğretime Erişen Suriyeli Genç Kadınların İlişkisel Güçlenme Deneyimleri Üzerine Nitel Bir Araştırma
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Hizmet A.B.D., Türkiye
Tez Danışmanı: Burcu Hatiboğlu
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Bu çalışmada Türkiye'de yükseköğretime erişen Suriyeli genç kadınların ilişkisel güçlenme deneyimlerinin; göç, aile, akran ve kurumsal ilişkiler ekseninde nasıl inşa edildiğine odaklanılmıştır. Kadınların deneyimlerini başlangıç noktası alan bu tezde feminist yöntem, bakış açısı ve sosyal çalışmanın kuramsal çerçevesinden yararlanılmıştır. Nitel araştırma yöntemi benimsenen çalışmada; sekiz farklı ilde yükseköğretim gören 35 kadınla yarı yapılandırılmış formla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş, MAXQDA programı kullanılarak veriler tematik kodlama ile çözümlenmiştir. Analiz sonucunda; "Göçün Eşiğinden Yükseköğretime", "Temas Alanlarında İlişkisel Güçlenme", "Yalpalayan Öznellik" ve "Eleştirel Bilinçten Kolektif Sorumluluğa" olmak üzere dört ana temaya ulaşılmıştır. Araştırma, yükseköğretimi tek boyutlu bir "eğitim hizmeti" yerine; temas, sosyal sermaye, tanınma ve politika boyutlarını içeren dört yönlü bir sosyal politika alanı ve "eşik mekânı" olarak yeniden çerçevelendirmektedir. Çalışma literatüre; yalpalayan öznellik, çatallı tanınma, yayılan faillik ve eleştirel bilinç-politik eylem boşluğu olmak üzere dört özgün kavram kazandırmıştır. Kadınların yükseköğretim güzergâhındaki deneyimleri bir mağduriyet anlatısı değil; aile içi, akademik, kurumsal ve toplumsal ilişkiler ağı içinde inşa edilen çok katmanlı bir dönüştürücü öğrenme sürecidir. Bulgular, Suriyeli kadınların yükseköğretimi hanenin ataerkil normlarıyla pazarlık etmek ve kamusal alanda özerklik kazanmak için kullandıklarını; bu talebin arkasında kuşaklararası feminist telafi ve duygusal aktarımın yer aldığını göstermektedir. Ayrıca tez, orta yaş kadınların güçlenme süreçlerindeki köprü kurucu işlevini kuramsallaştırarak feminist sosyal çalışma müdahalelerine özgün bir katkı sunmaktadır. Sonuç olarak kadınların güçlenme süreçleri; liberal söylemlerin iddia ettiği gibi doğrusal değil; ilişkisel, döngüsel ve çatallı bir yapı sergilemekte çok katmanlı, müzakereli ve sürekli yeniden inşa edilen bir öznelliği görünür kılmaktadır. Bu deneyim, bireysel başarı veya yapısal mağduriyet ikiliklerinin ötesinde, mikro, mezzo ve makro düzeyde eş zamanlı işleyen çok katmanlı bir dönüştürücü öğrenme sürecidir. Bu kavrayış, müdahalelerin bireysel kazanımları ölçmek yerine, ilişki ağlarındaki dönüşümü ve tanınma anlarını izlemesi gerektiğini ortaya koyarak feminist göç literatürüne ve sosyal çalışma uygulamalarına kavramsal bir zemin sunmaktadır.