Özgül öğrenme bozukluğu olan ve olmayan çocukların akıcı okuma becerileri ile okuduğunu anlama becerileri arasındaki ilişkide dil becerilerinin aracı rolü
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Üsküdar Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Dil ve Konuşma Bozuklukları Terapisi , Türkiye
Tez Danışmanı: Doç. Dr. Ayşe Aydın Uysal
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Bu araştırmada, Özgül Öğrenme Bozukluğu (ÖÖB) olan ve olmayan çocuklarda akıcı okuma ve okuduğunu anlama ilişkisinde dil becerilerinin aracı rolü incelenmiştir. Çalışma yordayıcı korelasyonel desende yürütülmüştür. Kocaeli ilinde öğrenim gören, anadili Türkçe olan ve ilkokul 2. veya 3. sınıfa devam eden, ÖÖB tanısı olan 100 ve tanısı olmayan 101 olmak üzere toplam 201 öğrenci araştırma kapsamına alınmıştır. Akıcı okuma ve okuduğunu anlama Okuma ve Yazma Değerlendirme Bataryası ile, dil becerileri ise Türkçe Okul Çağı Dil Gelişim Testi ile değerlendirilmiştir. Gruplar arası ve grup içi karşılaştırmalar için bağımsız örneklem t testleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki doğrudan, dolaylı ve koşullu etkileri incelemek için SPSS yazılımında PROCESS makrosunun 4.2 sürümü (Model 4 ve Model 8) kullanılarak regresyon temelli süreç analizi uygulanmıştır. Bulgular, kontrol grubunun akıcı okuma, okuduğunu anlama ve TODİL’in tüm alt boyutlarında ÖÖB grubuna göre anlamlı biçimde daha yüksek performans gösterdiğini ortaya koymuştur. Ana aracılık modelleri, her iki grupta da akıcı okumanın okuduğunu anlamanın temel yordayıcısı olduğunu ve TODİL sözlü dil bileşiğinin bu ilişkide kısmi bir aracı rol üstlendiğini göstermiştir. TODİL’in diğer alt boyutları bu ilişkide çoğunlukla küçük ve tutarsız dolaylı etkiler sergilemiş ve eşlik eden bileşenler olarak işlemiştir. Araştırmadaki aracılık modelleri birlikte değerlendirildiğinde, Türkçe’de dil, akıcı okuma ve okuduğunu anlama arasındaki ilişkilerin ÖÖB olan ve olmayan çocuklarda yön açısından benzer, ancak performans düzeyi bakımından farklılık gösteren karmaşık bir yapı sergilediği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçlar, özellikle ÖÖB olan çocukların değerlendirme ve müdahale programlarında sözlü dil becerilerinin bütüncül biçimde ele alınması gerektiğine işaret etmektedir.