Sokak Düzeyi Bürokratları Olarak Okul Öncesi Öğretmenleri: Mülteci Bağlamın- da Kapsayıcı Eğitim İle Sınıf Uygulamaları
9.Uluslararası Okul Öncesi Eğitim Kongresi, Bursa, Türkiye, 27 - 30 Ekim 2025, ss.4, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Bursa
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.4
- Maltepe Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Son yıllarda artan göç hareketleri, kapsayıcı eğitimi eğitim politikalarının merkezine yerleştirmiştir. Ancak politikalar yalnızca merkezî otoritelerce belirlenmekle kalmaz; uygulamada öğretmenlerin yorumları ve sınıf içi kararlarıyla da şekillenir. Lipsky’nin Sokak Düzeyi Bürokratları kuramı, öğretmenlerin uygulayıcı olarak kullandıkları takdir yetkilerinin politikaları yeniden şekillendirdiğini savunur. Mülteci çocukların bulunduğu çokkültürlü okul öncesi sınıflarda da kapsayıcı eğitim uygulamaları yapan öğretmenler benzer şekilde takdir yetkilerini kullanarak politikaları yeniden şekillendirir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin hizmet içi eğitimlerde edindikleri kapsayıcı eğitim uygulamalarını sınıfta nasıl hayata geçirdiklerini Lipsky’nin kuramı çerçevesinde incelemektir. Okul öncesi öğretmenlerinin takdir yetkileri, karşılaştıkları sınırlılıklar ve baskılar, başa çıkma mekanizmaları ve kapsayıcı eğitime dair algıları irdelenmiştir.Bu araştırmada fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen, sınıfında en az bir mülteci çocuk bulunan ve Kapsayıcı Eğitim eğitimi almış 15 okul öncesi öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Veriler tematik analiz ile çözümlenmiştir. Analiz sonucunda dört ana tema belirlenmiştir: Kapsayıcı eğitime dair algılar, takdir yetkisi kullanımı, sınırlılıklar ve başa çıkma stratejileri. Öncelikle, kapsayıcı eğitime dair belirli çerçevelerin ve yönlendirmelerin eksikliğinde, öğretmenlerin kendi mesleki bilgilerine ve bağlamsal politika yorumlarına göre hareket ederek takdir yetkilerini kullandıkları görülmüştür. Kapsayıcı eğitim ilkeleri ile sınıf gerçeklerinin uyumsuz olması, ağır iş yükü ve sınıf mevcudunun kalabalık olmasını “sınırlılıklar” olarak ifade etmişlerdir. Bu sınırlılıklar aynı zamanda takdir yetkilerinin kullanımını da arttırmıştır. Son olarak, öğretmenler bu sınırlılıklarla başa çıkmak için bazı stratejiler geliştirmiştir. Örneğin, kapsayıcı eğitim uygulamalarını sınıfın her alanında uygulamadıkları, yalnızca mümkün olduğunda ya da sınıfın genel işleyişine faydalı görüldüğünde önceliklendirdiklerini belirtmişlerdir. Bu çalışma, kapsayıcı eğitim uygulamalarının sadece merkezi politikalarla değil, aynı zamanda sınıf içerisinde okul öncesi öğretmenlerinin günlük deneyimleri, bağlamsal koşullar ve takdir yetkileri ışığında da şekillendiğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla kapsayıcı eğitim uygulamalarının etkili olabilmesi için, sadece üst düzey politikaların hazırlanması değil, öğretmenlerin deneyim ve ihtiyaçlarının dikkate alındığı, esnek ve yerel dinamiklere açık uygulama süreçlerinin tasarlanması gerekmektedir.