Ticari Yolcu Uçaklarındaki Buz ve Yağmurdan Korunma Sistemi Arızalarının Örnek Uçuş Kazaları Bağlamında İncelenmesi
7. Uluslararası Avrasya Fen, Mühendislik ve Teknoloji Konferansı / 7th International Eurasian Conference on Science, Engineering and Technology, Ankara, Türkiye, 24 - 26 Haziran 2026, ss.756-764, (Tam Metin Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
- Basıldığı Şehir: Ankara
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.756-764
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Maltepe Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Atmosfer havası içindeki buhar veya sıvı haldeki nemin
herhangi bir nedenle soğuyarak yüzeyler üzerinde katılaşmasına buzlanma denir.
Hava araçları üzerinde buzlanmanın birçok olumsuz etkisi mevcuttur. Örneğin;
kanatlar üzerinden düzgün akan havayı engelleyerek stol (tutunma kaybı) hızını
artırması, kanatların taşıma kuvvetini yaklaşık %30 oranında azaltıp sürükleme
kuvvetini yaklaşık %40 oranında artırarak ağırlık artışı oluşturması, uçuş
kontrol yüzeyleri üzerindeki buz birikiminin uçuş kontrolünü etkilemesi, yakıt
buzlanmasına neden olması, vb. sayılabilir. Uçuş sırasındaki buzlanma durumunda
dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, buzlanmanın başlamadan önlenmesidir;
çünkü buzlanmanın önlenemeyecek miktara ulaşması durumunda, Buz ve Yağmurdan
Korunma Sistemi’nin de (IPS: Ice Protection System) pek bir fayda sağlamadığı
görülmüştür. Dolayısıyla öncelikle uçak üzerinde buzlanma potansiyeli en yüksek
olan bölgeler için gerekli önlemler alınmaktadır. Bu sistemin
kullanılmamasından ya da arızalanmasından kaynaklanan kazaların istatistiksel değerlendirmesine
bakıldığında, buzlanma kazalarının ölümlü sonuçlanma oranı, diğer kategorilerin
yaklaşık üç katı olduğundan bu sistemin kritik öneme sahip olduğu
anlaşılmaktadır. Tarihsel süreç içinde ticari yolcu uçaklarında bu sistemin kullanılmaması,
sistemin tamamen çalışmaması ya da yetersiz çalışması, birçok uçuş kazasının oluşmasına
neden olmuştur. Bu bildiri çalışmasında incelenen uçuş kazası vakaları,
American Eagle Uçuş 4184 (1994), Comair Uçuş 3272 (1997), Air France Uçuş 447
(2009), Colgan Air Uçuş 3407 (2009) ve Voepass Uçuş 2283’ü (2024)
kapsamaktadır. Bu vakalardan elde edilen bulgular, korunma sisteminin teknik
başarısızlığının, mürettebat hatası ve sertifikasyon yetersizlikleriyle birleştiğinde
çok katmanlı bir uçuş emniyeti riski oluşturduğunu ortaya koymaktadır.
İncelenen vakaların tamamında bu sistemin teknik arızası tek başına nadiren
yeterli kazaya neden olmaktadır. Uçuş kazalarının büyük çoğunluğu; teknik
arıza, mürettebat yanıt hatası ve sertifikasyon/düzenleyici yetersizliğin
bileşiminden kaynaklanmaktadır. Günümüzde yakın tarihte yaşanan Voepass uçuş
kazası (2024), 30 yıl önce yaşanan Roselawn uçuş kazasını çağrıştırmasıyla,
buzlanma probleminin günümüz tarihine kadar tam anlamıyla giderilemediğini göstermektedir.
Uluslararası ve Ulusal Sivil Havacılık Otoriteleri’nin süregelen teknik
iyileştirmeleri, kapsamlı mürettebat eğitimini ve hızlı düzenleyici adaptasyonu
bir araya getiren bütünleşik bir uçuş emniyeti yaklaşımını uygulamaya geçirerek
Buz ve Yağmurdan Korunma Sistemi’nden kaynaklı uçuş kazalarının en aza
indirilmesini ya da tamamen olmamasını sağlayacak adımlar atması, uçuş
emniyetine önemli katkılar sağlayacaktır.