Sesin mekân deneyimine etkisi: Üniversite fakülte binaları üzerinden bir inceleme
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Maltepe Üniversitesi, Mimarlık Ve Tasarım Fakültesi, Mimarlık Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ELİF SENA KOCA
Danışman: Asena Kumsal Şen Bayram
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu araştırmanın amacı; sesin mekânsal deneyime olan etkisini analiz etmektir. Günümüzde sesle ilgili alan çalışmalarında daha çok gürültü analizlerinin yapıldığı, kullanıcı deneyimlerinin göz ardı edildiği görülmüştür. Ses ve mekânla ilgili çalışmalar incelendiğinde ise aslında sesin mekân deneyimine olan etkisinin göz ardı edilemeyecek kadar önemli olduğu ve tasarım sırasında yönlendirici bir unsur olması gerektiği görülmüştür. Çalışmanın sonucunda ortaya çıkan verilerin, ileride tasarlanacak projelere katkı sağlaması ve mevcutta var olan yapılı çevreyle kullanıcılarının bağının geliştirilmesi beklenmektedir. Çalışmada incelenecek fakülte yapıları, tasarımı ve işlevselliği yönüyle hem öğrenciler hem de akademisyenlerin deneyimleri bakımından önem taşımaktadır. Fonksiyonel yerleşim ön planda gibi dursa da daha verimli bir deneyim ve konfor arayışında sesin etkisi oldukça önemlidir. İşitsel peyzaj (soundscape) kavramı özellikle peyzaj alanında yaygınlaşmış olsa da bina ölçeğinde de önemli veriler elde etmemize olanak sunar. Sesin genel mekânsal deneyimi ve dolayısıyla akademik refahı nasıl önemli ölçüde etkileyebileceği araştırılmıştır. Literatüre bakıldığında, 1950'lerde ortaya çıkan psiko-coğrafya kavramı; çevrenin, bireylerin duygu ve davranışları üzerindeki etkilerini açıklar. Peyzaj mimarisinde mekâna ait işitsel veriler elde edebilmek için ses yürüyüşleri (soundwalk) kullanıldığı görülmüştür. Ses yürüyüşleri (soundwalk), 1960'larda R. Murray Schafer'ın geliştirdiği, mekânın işitsel peyzajını tanımlayabilmek ve bileşenlerini analiz edebilmek için kullanılan deneysel bir yöntemdir. Kullanıcıların mekânı nasıl algıladıklarını göstermekte kullanılır. Geçici süreyle görsel iletişimin kesildiği durumlarda, işitsel verilere daha dikkat edildiği görülmüştür. Çalışmada mekân ölçeği Maltepe Üniversitesi fakülte binaları olarak belirlenmiştir. Mekânın asıl kullanıcıları olan öğrencilere geçici süre ile çalışmada belirlenmiş olan rotalarda gözü kapalı yürüyüşler yapılarak işitsel verileri toplamak amaçlanmıştır. Yürüyüşler esnasında "Nasıl hissediyorsun?" sorusu sorularak kişilerin vereceği cevaplar kayıt altına alınmış ve deneyimlerini paylaştıkları noktalar haritada işaretlenmiştir. Deneyin sonucunda tüm katılımcıların hangi ifadeleri ne sıklıkla ve hangi alanlarda söylemiş olduğu tespit edilerek haritalaştırılmıştır. Deneyin öncesi ve sonrasında belirlenen soruların sonuçlar incelenmiştir. Yapılan ses yürüyüşlerinde katılımcılar, mekânları sesler aracılığıyla deneyimlemiş ve bu sesleri üç ana kategoriye ayırmışlardır: binaya ait sesler (kapı, pencere, mobilya gibi), insanların çıkardığı sesler (yürüme, konuşma gibi) ve dışarıdan gelen sesler (rüzgâr, ağaç, araba gibi). Özellikle, fakülte binalarında yoğun sirkülasyon zamanlarında kapı ve pencere sesleri, insanların hareketleri, konuşmalar ve doğa sesleri ön planda olmuştur. Katılımcılar, mekânları algılarken seslerin mekânın kimliğini oluşturduğunu ve sesin mekân deneyimlerine olan etkisinin önemli olduğunu vurgulamışlardır. Büyük ve geniş alanlarda yankı sesleri ve sosyal etkileşimlerin yoğun olduğu mekanlarda insan sesleri belirleyici olmuştur. Katılımcılar, seslerin mekân algısını nasıl şekillendirdiğini de ortaya koymuşlardır. Büyük ve geniş mekanlarda yankıların yarattığı huzursuzluk, küçük ve dar alanlarda ise basık ve yoğun seslerin rahatsızlık yaratması gibi kognitif ve duygusal etkiler belirgin olmuştur. Ayrıca, doğal sesler (rüzgâr, kuş cıvıltıları gibi) ve insan seslerinin mekânda daha fazla yer almasını isteyen katılımcılar, makine ve cihaz seslerinden rahatsız olmuşlardır. Bu bulgular, mekânın ses tasarımının, duygusal ve sosyal etkileşimleri güçlendiren önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Sonuç olarak bu çalışma, sesin sadece akustik değil, aynı zamanda duygusal ve kültürel bir boyutunun da bulunduğu vurgulanmış, mekânın formu ve malzeme seçimlerinin sesle etkileşiminin tasarım sürecine dahil edilmesi gerektiği ortaya konmuştur. Araştırma, sesin mekân tasarımında önemli bir rol oynadığını ve ses ortamının, mekânın fonksiyonel ihtiyaçlarıyla uyumlu olarak tasarlanmasının kullanıcı deneyimini iyileştirebileceğini göstermektedir. Sesin doğru yönetilmesi, mekânların kimliğini güçlendirebilir ve kullanıcıların mekânlarla daha derin bağlar kurmasına olanak tanır. Ayrıca, ses peyzajının tasarım süreçlerine entegrasyonunun, çevresel ve psikolojik anlamda yaşam kalitesini artıracağına dikkat çekilmiştir.