François Truffaut sineması'nda Alfred Hitchcock etkisi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, RADYO TELEVİZYON VE SİNEMA ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DİDEM ÖZER
Danışman: HAKAN AYTEKİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Sinema icadından itibaren kuramsal görüş ve sinematografik anlatım şekillerinin paralelinde farklı yaklaşımlara, araştırmalara sahne olmuştur. Gerçekçi sinema sanatsal olanı ifade ederse formalist sinema anlayışı sanat olarak nitelendirilemez mi? Sinema ne kadar gerçekçi olmalıdır ya da ikna edici? Sinemanın sanatsal yapısı hangi dinamiklere bağlı olarak değişkenlik gösterir? Farklı yaklaşımlara göre oluşan sinema akımları arasında etkileşim gerçekleşemez mi? Etkinin varlığı asıl sanatsal olanı ortaya koymaz mı? Bu tez 2. Dünya Savaşı sonrası doğan bir akım olan İtalyan Yeni Gerçekçiliği'nin etkisinde, dönemin Fransız eleştirmenlerinin sinema kritikleriyle, plansız ve kendiliğinden oluşan Yeni Dalga sinemasının öncü yönetmenlerinden François Truffaut'nun filmlerindeki, gerçekçi yaklaşımdan uzak bir yönetmen olarak nitelendirilen Hollywood stüdyo film yönetmeni, İngiliz Alfred Hitchcock'un etkisini deşifre etmeye çalışmaktadır. Farklı dünyalara ait olarak düşünülen Hitchcock sinemasının Truffaut sinemasında kendine ne derece yer bulduğu, ne şekilde Hitchcock izlerine rastlanıldığı, bu izlerin Truffaut diline nasıl evrildiği araştırılmaktadır. Farklı akımlara yani avangard ve sanatsal Yeni Dalga akımının başlıca yönetmenlerinden Truffaut sineması ile Hollywood klasik anlatısına bağlı Hitchcock fantastik sinemasının farklılıklarına rağmen Truffaut filmlerinde görülmüş Hitchcockvari içerik ve teknik benzerlikler, etkiler incelenmektedir. Yeni Dalga'nın avangard ve sanatsal sinema anlayışına tezat oluşturan Hollywood klasik sinema anlatısına sahip Hitchcock'un anti rasyonel ve seyirci odaklı filmlerinin Truffaut sinemasına olan etkisi araştırılarak varlığı kanıtlanmaya çalışılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında; Alfred Hitchcock ve François Truffaut'nun kendi dönemlerinin ve dönemlerinin toplumsal yapılarının filmlerinde nasıl bir arka plan oluşturduğu ve birbirlerine tezat olan sinemalarının yaklaşımının ideolojik yapılarının nedenleri ve oluşum süreçleri önemli bir veridir. Paralel olmayan toplumsal yapı ve süreçlere rağmen böyle bir etkinin nasıl oluştuğu da önem kazanmaktadır. Birbirinden çok farklı olduğu düşünülen iki yönetmenin sinemalarının sanatsal yönlerinin ne olduğu izleyiciyi nasıl ve ne yönde etkileyerek sinemanın kült filmlerine imza attıkları incelenmektedir. Sinema farklı olarak nitelenen kuramsal çalışma ve akımlar arasında iletken bir geçiş yapısı kurabilen bir sanat dalıdır. Truffaut kendi sinema anlayışına ve farklı uslubuna rağmen bazı filmlerinde Hitchcock dilini dönüştürmüştür diyebilmek tezin öz amacıdır. Cahiers Du Cinema dergisinin başında yer alan ve kuramsal çalışmaları ile derginin yazarlarını önemli ölçüde etkilemiş olan, bu nedenle Yeni Dalga'nın fikir babası ve François Truffaut'nun hocası olarak adlandırılan Andre Bazin, sinemanın gerçekçi olabildiği oranda sanat olduğunu savunmaktadır. Bu noktada bir ayrım gerçekleştiği ileri sürülebilmektedir. Truffaut'nun etkilendiği nesnel gerçekçi Andre Bazin'in etkisinden Hitchcock'un klasik anlatıyla beslenen sinemasına uzanan bir yol ayrımından ya da daha doğru bir deyişle evrilmesinden bahsedilebilmektedir. Bu yönden bir evrilme ise bir yönetmenin Auteur dilinin ancak başka bir Auteur yönetmenin sinemasının etkisiyle dönüşüme uğrayacağı şeklinde ifade edilebilir. Truffaut filmlerindeki Hithcock dilinin gerçekçi öğelerden oluşan paralellikleri Alfred Hitchcock sinemasına olan bakışı değiştirebilir. Bu bakış klasik anlatı sinemasından çok alt metin örgüsünde yatan toplumsal gerçekçi öğelerin varlığına işaret etmektedir. Bu yönüyle de Hitchcock sinemasının alt metin ve biçimsel yapısının kendi gerçekçi ve sanatsal Auteur dilini oluşturacak kadar üretken bir yapıya sahip olduğu ortaya çıkabilir. Genel olarak sanatsal sinemanın belli bir döneme, belirli bir zamana veya piyasaya ait olmasından çok zamanla devinim kazanan, doğurgan ve anti dogmatik yapısından söz edilebilir. Bu yapı François Truffaut filmlerinde görülen Alfred Hitchcock anlatımları üzerinden tartışılmaktadır. Truffaut filmlerindeki Hitchcock etkisinin varlığının nedenlerinin farklı sinema anlayışlarına rağmen nasıl oluştuğu önem kazanmaktadır. Nihai noktada ise ortaya çıkarılmaya çalışılan bu iki yönetmenin sinemalarının sanatsal yönde anlatımlar içerdiğidir. Truffaut'nun Hitchcock'tan etkilenmiş olma tespitinin sebebi olarak varılmaya çalışılan sonuç ise iki yönetmenin sinema sanatına yönelik ortak değer yargılarından kaynaklanmaktadır. Bu değer yargısı şudur; önemli olan sinemanın bir sanat olarak nasıl geliştirilebilir, nasıl zengin anlatımlar kazanabilir olduğudur.