Açlık grevi ve insan hakları
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İNSAN HAKLARI ANABİLİM DALI (DİSİPLİNLERARASI), Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AŞMİN IŞIK
Danışman: İoana Kuçuradi
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışma, açlık grevlerini insan hakları, etik ve tıp etiği bağlamında ele alarak, özellikle yaşam hakkı, insan onuru ve özerklik kavramları arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Açlık grevi, bireyin taleplerini ve düşüncelerini görünür kılmak amacıyla kendi bedenini bir protesto aracı hâline getirdiği, geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilen radikal bir eylem biçimidir. Bu yönüyle açlık grevleri, yalnızca bir protesto yöntemi değil; aynı zamanda etik ve hukukî açıdan çok boyutlu sorunlar barındıran bir insan hakları meselesi olarak değerlendirilmektedir. Çalışmada öncelikle açlık grevinin tanımı, tarihsel gelişimi ve bireysel ile kolektif biçimleri ele alınmakta; ardından açlık grevleri uluslararası ve ulusal insan hakları belgeleri çerçevesinde incelenmektedir. Bu kapsamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, Birleşmiş Milletler belgeleri ve Dünya Tabipler Birliği'nin Malta Bildirgesi temel referanslar olarak değerlendirilmiştir. Tezin temel tartışma ekseni, açlık grevlerinde bireyin kendi bedeni üzerinde karar verme hakkı ile devletin yaşamı koruma yükümlülüğü arasında ortaya çıkan etik gerilimdir. Bu bağlamda çalışma, insan hakları ve tıp etiği literatüründe sıklıkla birbirinin yerine kullanılan insan onuru ve özerklik kavramlarını kavramsal olarak birbirinden ayırmaktadır. İnsan onuru, bireyin karar verme kapasitesine indirgenemeyen, insanın sırf insan olması nedeniyle sahip olduğu devredilemez bir değer olarak ele alınmakta; özerklik ise bu değere sahip varlıkların belirli koşullarda kullanabildiği, koşullara bağlı bir kapasite olarak değerlendirilmektedir. Bu ayrım, açlık grevlerinin etik değerlendirilmesinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Özellikle zorla tıbbî müdahale, bilgilendirilmiş onam ve hekimlerin meslekî sorumlulukları bu çerçevede ele alınmaktadır. Çalışma, açlık grevlerinde insan onurunu zedeleyebilecek zorlayıcı ve nesneleştirici uygulamalardan kaçınılmasının etik bir yükümlülük olduğunu savunurken; bireyin özerkliğine saygının da ancak bu temel değer gözetildiğinde anlamlı olabileceğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak bu tez, açlık grevlerini yalnızca bireysel bir tercih ya da siyasal bir eylem olarak değil; insan onuru, yaşam hakkı ve etik sorumlulukların kesişiminde yer alan özgün bir insan hakları sorunu olarak ele almakta ve devlet, hekimler ve toplum açısından etik açıdan tutarlı bir değerlendirme çerçevesi sunmayı amaçlamaktadır.