Algılanan stres, bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve yeme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, PSİKOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MÜGE LEBLEBİCİOĞLU

Danışman: BAŞAK BAHTİYAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmanın amacı algılanan stres, bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve yeme tutumları arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemi Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde yaşamını sürdüren 322'si kadın (% 75.4), 105'i erkek (% 24.6) olmak üzere toplam 427 kişiden oluşmaktadır. Katılımcıların yaşları 18-45 aralığında değişmektedir (Ort = 28.54, SS = 6.70). Çalışmada veri toplama amacıyla Demografik Bilgi Formu, Hollanda Yeme Davranışları Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği, Yeme Tutumu Testi, Beck Anksiyete Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Grup karşılaştırmalarına yönelik analiz sonuçlarında, normalin üstünde vücut kitle indeksine sahip olan katılımcılarda, diğerlerinden daha fazla depresif belirti düzeyi, duygusal yeme örüntüsü ve bozuk yeme tutumu belirlenmiştir. Bununla birlikte, duyguların, bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin ve algılanan stresin vücut kitle indeksine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı ortaya konmuştur. Çalışmada ayrıca, katılımcıların duygusal yeme davranışı ve bozuk yeme tutumlarını yordayan faktörler incelenmiştir. Araştırma sonucuna göre, işlevsel olmayan bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden özellikle kendini suçlama bütün bozuk yeme tutumları ve duygusal yeme ile pozitif yönde ilişkilidir. Ayrıca negatif duygunun duygusal yeme davranışı için bir risk faktörü olabileceği ortaya konmuştur. Son olarak, duygusal yemeninde, bozuk yeme örüntüsü, şişmanlık kaygısını ve diyet yapma eğilimini anlamlı olarak yordamıştır. Çalışmanın sonuçları ilgili literatür çerçevesinde değerlendirilmiş ve çalışmanın klinik doğurguları ile gelecek çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.