Uçurumun iki yakası: Hannah Arendt'te siyaset ve felsefe


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, FELSEFE ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SELEN NAMUR

Danışman: AHU TUNÇEL ÖNKAL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Yirminci yüzyılın sıra dışı siyasi düşünürlerinden biri olan Hannah Arendt'in düşünceleri özellikle yirmi birinci yüzyılın gelişmeleri bağlamında önem kazanmaktadır. Arendt'in totalitarizm deneyimine verdiği tepkiyle şekillenen siyasal düşüncesi, siyasete katılarak ortak dünya için sorumluluk almaya bir çağrıdır. Arendt, siyasetin gerçek anlamını açığa çıkaran insani deneyimlerini anlama amacıyla Antik Yunan dönemine geri döner. Yunan felsefesinin tepe noktasına ulaştığı bu dönem aynı zamanda düşünce ve eylem, felsefe ve siyaset arasındaki uçurumun da açıldığı dönemdir. Bu tezde, Arendt'in, Platon'un, Sokrates'in yargılanması üzerine geliştirdiği ve Batı siyaset düşüncesine damgasını vuran felsefi bakışa getirdiği eleştiriler ele alınmıştır. Arendt, Vita Contemplativa ve Vita Activa arasında yaratılan hiyerarşiyi eleştirir ve kurulan hiyerarşiyle eylem yetisinin, dolayısıyla da siyasetin değersizleşmesinin sonuçlarını irdeler. Arendt'e göre siyasetin anlamı özgürlüktür. Gerçek anlamıyla siyaset yüzyıllar boyunca düşünce ve eylem, başka bir deyişle insanlararası dünyada kanılarını tartışan yurttaşla yalnızlık içinde değişmeyen hakikati arayan filozofun arasındaki çatışmayla gölgelenmiştir. Arendt, Kant'ın yargı kavramıyla söz konusu uçurumun üzerine bir köprü inşa etmeyi dener. Yargıda bulunmak, genişletilmiş zihni kullanmayı, yani diğerlerinin bakış açısını anlayıp zihinde canlandırabilmeyi gerektirir. Düşünce, Arendt'in deyimiyle "insanın en siyasi zihinsel yetisi" olan yargı yetisini yetkin kılarak siyasal alanla etkileşir. Anahtar Sözcükler: Arendt, siyaset, eylem, Vita Activa-Vita Contemplativa, yargı gücü.