Sezaryen operasyonu sonrası postpartum idrar retansiyonu ve risk faktörlerinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, CERRAHİ HASTALIKLAR HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ELİF BALKAN

Danışman: DEMET AVCI ALPAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu araştırma sezaryen operasyonu sonrasında postpartum idrar retansiyonu (PİR) görülme durumlarını ve risk faktörlerini değerlendirmek, PİR ile ilişkili neden ve risk faktörlerini belirlemek, sezaryen sonrası kadınların kendilerinde olan değişimin farkına varıp tedavi alma durumlarını ve bu soruna hazırlayan obstetrik faktörleri belirlemek amaçlanmıştır. PİR iyi değerlendirilemeyen ve çoğunlukla atlanan çok önemli bir tablo olup bireyin yaşam kalitesini düşürüp, hayatı tehdit eden bir durumdur ve doğum sonu komplikasyonu olarak karşımıza çıkmaktadır. Örnekleme araştırmayı kabul eden 240 hasta dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan 56 soruluk soru formu ile toplanmıştır. Sezaryen sonrası sonra aşırı kanama görülmesi veya uterus atonisi görülen kadınlarda ve buna bağlı fundus masajı yapılanlarda (p=0,01), üriner kateteri 8 saat ve daha sonrasında çıkarılanlarda (p=0,03), üriner kateteri çıktıktan 6 saat sonra idrarını yapamayanlar (p<0,001), üriner kateter çıktıktan sonra zorlanma veya pelvik ağrı hissedenlerde (p<0,001), ameliyattan sonra idrar hissini hissedemeyenlerde (p<0,001), erken mobilizasyonu sağlanamayanlarda (p<0,001), taburculuk sonrası kişisel hijyenini sağlamakta zorlananlarda (p=0,01) ve taburculuk sonrası günlük 1,4lt ve altında su tüketimi olanlarda (p=0,03) taburculuk sonrası Gizli PİR'in majör bulgusu olan idrarını hissedememe durumları ile arasında istatistiksel olarak anlamlı farklı olduğu bulunmuştur. PİR sanılanın aksine sık görülebilen ancak ihmal edilen bir sorundur. Gizli PİR, kalıcı miksiyon işlev bozukluğuna yol açabilecek nispeten yaygın bir sorundur. Araştırmamızda tespit edilen risk faktörleri açısından takip ile mesane disfonksiyonu önlenebileceğinden PİR durumunun rutin doğum sonrası kontrol takiplerinde de sorgulanması gereği önerilir. Bu yaklaşımı desteklemek ve Gizli PİR'in risk faktörlerini ve uzun vadeli etkilerini açıklığa kavuşturmak için gelecekteki ileriye dönük kapsamlı araştırmalara ihtiyaç vardır.