Öz eleştirel ruminasyon ve öz tiksinmenin kendine zarar verme davranışı ile ilişkisinin incelenmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, PSİKOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FATMANUR BIÇAKCI
Danışman: BAŞAK BAHTİYAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kendine zarar verme davranışı (KZDV) özellikle ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde yüksek oranlarda görülen yaygın bir sorun olarak öne çıkmaktadır. İntihar ya da yıkıcı sonuçlar doğrulabilecek bu davranışı açıklayıcı mekanizmalara dair bilgi ihtiyacı devam etmektedir. Bu bağlamda, mevcut çalışmanın amacı, güncel alanyazında çeşitli psikolojik problemleri açıklama potansiyeli ile dikkat çeken öz eleştirel ruminasyon ve öz tiksinmenin KZVD ile ilişkisi incelenmektir. Araştırmada 18-25 yaş arasında (Ort. = 22.20, SS = 2.05), 257'si kadın (%71.4) ve 103'ü (%28.6) erkek toplam 360 katılımcı ile çalışılmıştır. Veriler çevrimiçi olarak Demografik Bilgi Formu, Öz Eleştirel Ruminasyon Ölçeği, Öz Tiksinme Ölçeği-Revize Formu, Kendine Zarar Verme Davranışı Değerlendirme Envanteri ve Depresyon Anksiyete Stres-21 Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre KZVD'nin duygu düzenleme ve kendini cezalandırma gibi daha içedönük motivasyonları temsil eden otonom işlevler depresyon, kaygı ve öz eleştirel ruminasyon ile; akranlarla bağ kurma ve yardım arayışı gibi daha kişilerarası motivasyonları kapsayan sosyal işlevleri ise kaygı ve öz tiksinme ile pozitif yönde ilişkilidir. Grup karşılaştırmaları sonuçlarına göre, KZVD gösterenler (n = 221), KZVD göstermeyenlere (n = 139) göre daha yüksek öz eleştirel ruminasyon, öz tiksinme, depresyon, anksiyete ve stres düzeyine sahiptir. Hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre demografik özelliklerin anlamlı bir yordayıcılığı gözlenmezken depresyon ve kaygı düzeyi ile öz eleştirel ruminasyondaki artış otonom işlevli KZVD'nin, kaygı ve öz tiksinme düzeyindeki artış ise sosyal işlevli KZVD'nin artışını anlamlı olarak açıklamaktadır. Mevcut çalışmanın KZVD'nin gelişiminde etkili olan örüntülere işaret etmesi etkili vaka formülasyonlarının ve tedavi yöntemlerinin belirlenmesi açısından literatüre katkı sağlama potansiyeli taşımaktadır. Çalışmanın bulguları alanyazın ışığında tartışılarak, sınırlılıkları, klinik doğurgaları ve gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur.