Gündelik hayattaki yeri, kökeni ve neliği bakımından vicdan


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, FELSEFE ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SEVGİ ÖZCAN

Danışman: DİLEK ARLI ÇİL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Gündelik yaşamda insanların çeşitli kullanımlarında görüldüğü üzere vicdan, çoğunlukla her bir kişinin ahlaki bakımdan iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt ederek doğru değerlendirmeler yapmasını sağlayan bir duygu, yetenek, güç ya da ilke olarak kabul edilmektedir. Ancak vicdana sahip olan her insanın kaçınılmaz olarak doğru değerlendirmeler yapabileceği savı, tartışmaya açık, sorgulanması gereken bir savdır. Böylesi bir sorgulamayı konu edinen bu çalışmada, öncelikle vicdanın gündelik yaşamdaki yerini gözler önüne sermek amacıyla Cengiz Aytmatov, Fyodor Dostoyevski ve Lev Nikolayeviç Tolstoy'un eserleri incelenmektedir. Bu eserlerde görülen vicdanın gündelik yaşamdaki kullanımlarının felsefi temelleri ise farklı filozofların insan ve değer anlayışlarına dayanan görüşlerinde bulunmaktadır. Bu bakımdan Immanuel Kant, Friedrich Nietzsche ve İoanna Kuçuradi'nin vicdana ilişkin görüşleri Aytmatov'un ve Dostoyevski'nin eserlerinde açığa çıkan, insan olmanın sorumluluğunun bilincine karşılık gelen vicdanın felsefi temelini oluşturmaktadır. Buna karşılık Tolstoy'un eserlerinde görülen belirli bir ahlaka, dine veya Tanrı gibi bir otoriteye dayanan vicdan anlayışının felsefi kökenleri ise John Locke, Ashley Cooper Shaftesbury, Francis Hutcheson, Joseph Butler, David Hume ve Jean Jacques Rousseau'nun insan ve değer anlayışları ile temellendirdikleri vicdana ilişkin düşüncelerinde bulunmaktadır. Değişik ahlakları, dini inançları veya Tanrı fikrini esas alan bir değerlendirme biçimi olarak vicdan anlayışının her insan için geçerli olabilecek doğru bir değerlendirmenin olanağının koşulu olup olamayacağının sorgulanması gerekmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada Kant, Nietzsche ve Kuçuradi'nin görüşleri doğrultusunda doğru değerlendirmenin neliği ve olanağının koşullarının neler olduğu felsefi temelleri bakımından sorgulanmaktadır. Böylece ahlak, Tanrı düşüncesi, dini inanç, ideoloji, yarar-çıkar gibi öznel ve/veya göreli ilkelerin değerlendirmelerimizin ölçütü olup olamayacağını, doğru değerlendirmenin temelini nerede aramak gerektiğini ortaya koymak mümkün olacaktır.