Antenatal takipler sırasında değerlendirilen parametrelerin, fetal ölçümlere ve laboratuvar değerlerine olan etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Maltepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2012

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ELİF ÜNLÜGEDİK

Danışman: ÜMİT ÖZEKİCİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Özellikle Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında yaşanan açlıklar, gebelik sürecinin, sonraki hayata yansımaları hakkında geniş bilgi edinmemizi sağlamıştır. Yapılan çeşitli epidemiyolojik araştırmalar, bebek doğum ağırlığı ile bir bireyin 40-50 yıl sonra görülecek kronik hastalıkları arasında korelasyon olduğunu göstermiştir. SGA ya da LGA doğan bebeklerde, DM, HT, obezite gibi hastalıkların insidansı daha yüksek bulunmuştur. Bebek doğum ağırlığını regüle eden mekanizmalar ise henüz tam açıklanabilmiş değildir. Etik nedenlerden dolayı, yapılan çalışmalar oldukça kısıtlıdır. Ancak anne kilo alımı, demir durumu, gestasyonel diabet gibi bir takım etkenler ayrı ayrı pek çok çalışmada incelenmişlerdir.Bu çalışmada, Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde, Ocak 2010 ile Kasım 2012 tarihleri arasında tekil canlı doğum yapan gebelerden ve doğan bebeklerden topladığımız veriler retrospektif olarak incelendi. Maternal veriler, birinci trimesterden itibaren toplanmaya başlandı. Yenidoğanın, doğum ağırlığı, baş-göğüs ve karın çevresi ölçümlerine, Hb-Hct değerlerine olan etkisi incelendi.İstatiksel analiz sonuçları gösterdi ki, sezaryen ile doğum yapan hastaların bebekleri daha ağır, baş çevreleri daha büyük. Ancak bu durum sezaryen sonucundan ziyade nedeni olarak yorumlandı. Rh uyuşmazlık reaksiyonu, IVF yönteminin, maternal sigara içme alışkanlığının, maternal Hb ve Hct değerlerinin, en azından yenidoğan verilerine etki etmediği gözlendi. Erkek bebeklerin standardize doğum kiloları daha yüksek idi. 1. trimester BMI değerleri ile bebeğin doğum ağırlığı ile arasında negatif korelasyon, bebek baş çevresi ile pozitif korelasyon bulunmuştur.Bebek ağırlığının doğum öncesinde tahmin edilmesi, istenmeyen fetal etkileri 4 kat azaltmaktadır. Uzun vadede ise, yüksek ya da düşük doğum ağırlığı çeşitli kronik hastalıklara neden olmaktadır. Topluma ve bireyin kendisine büyük bir yük olan kronik hastalıkların temelinin, intrauterin dönemde atılmasını açıklayacak mekanizmaları hala tanımlayabilmiş değiliz. Yapılan çalışmalar epidemiyolojik olup, gebelik sonucuna nasıl bir etki gösterdiği konusunda tam bir fikir birliğine varılabilmiş değildir. Yaptığımız çalışmada oldukça geniş yelpazede veri toplayabildik. Ancak, incelenen hasta popülasyonunun heterojen dağılmıyor olması genel popülasyona dair fikir edinmemizi engelliyor.Yapılması gereken, toplumun farklı kesitlerinden elde edilen veriler ile epidemiyolojik çalışmaları tamamlamaktır. Bu bilgi ise bahsedilen etkilerin mekanizmalarını göstererek, belki de, maddi ve manevi anlamda ciddi bir külfete neden olan kronik hastalıkların engellenmesi, en azından insidansının azaltılması için kullanılmalıdır.