Ebeveyn kabul reddi ve kişilerarası duygu düzenleme stratejileri ile sosyal kaygı arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, PSİKOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: RAFET ÖMER KARASU
Danışman: BAŞAK BAHTİYAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Ebeveyn tutumları ile ilgili gerçekleştirilen çalışmalar, ebeveynden algılanan red tutumlarının bireyin çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde çeşitli psikolojik sorunlar yaşamasına neden olduğunu ortaya koymaktadır (Khaleque ve Rohner, 2002). Bu sorunlardan biri olan sosyal kaygı bozukluğunun, bireyin kişilerarası ilişkilerini olumsuz yönde etkilediği belirtilmektedir (Wittchen ve Jacobi, 2005). Diğer yandan, sosyal ilişkilerde duygu düzenlemenin rolü oldukça önemli görülmektedir (Gross, 1998). Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı çocuklukta algılanan ebeveyn kabul-reddi, sosyal kaygı, etkileşim kaygısı, reddedilme duyarlılığı ve kişilerarası duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaçla, araştırmaya İstanbul ilinde lisans eğitimi alan 18-25 yaş aralığında (Ort. = 21.36, SS = 2.14) 334 kadın ve 182 erkek gönüllü katılımcı dahil edilmiştir. Çalışmada veri toplama araçları olarak Demografik Bilgi Formu, Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği (EKRÖ), Kişilerarası Duygu Düzenleme Ölçeği (KDDÖ), Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği (LSKÖ), Etkileşim Kaygısı Ölçeği (EKÖ) ve Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği (RDÖ) kullanılmıştır. Çalışma bulgularına göre, ebeveynden algılanan reddedici tutumların, genç yetişkin bireylerde sosyal kaygı, etkileşim kaygısı ve reddedilme duyarlılığı ile ilişkili olduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanında, kişilerarası duygu düzenleme stratejilerinden bakış açısı edinme ve sosyal model alma stratejileri kullanımının sosyal durumlarda yaşanan kaygıları yordadığı araştırma bulguları arasında yer almaktadır. Mevcut çalışmada elde edilen bulgular ilgili literatür ile yorumlanmış, mevcut çalışmanın literatüre katkısı, sınırlılıkları ve güçlü yönlerine değinilmiş, ayrıca gelecekte gerçekleştirilebilecek çalışmalar için bazı önerilere yer verilmiştir.