Algılanan ebeveyn tutumları ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide öz duyarlılık, ilişkilere dair inançlar ve bilişsel çarpıtmaların aracı rolü


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, PSİKOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DURİYE KAPLAN

Danışman: BAŞAK BAHTİYAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Yapılan araştırmalarda erken dönemde deneyimlenen ebeveyn tutumlarının, sosyal kaygı için belirleyici ve sürdürücü bir faktör olabileceği ortaya konulmuştur (Lieb ve ark., 2000). Ayrıca, ebeveyn tutumları ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide birçok farklı faktörün rol oynadığı da bilinmektedir. Bu bağlamda, bütüncül bir model ortaya koyabilmek amacıyla bu araştırma, algılanan ebeveyn tutumları ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide öz duyarlılık ve ilişkilere dair bilişsel çarpıtmalar ile sosyal düşünceler ve inançların aracı rolünün incelenmesini amaçlamıştır. Bu amaca dayanarak, yaşları 18-50 aralığında değişen 341'i (%58.3) kadın ve 244'ü (%41.7) erkek katılımcı araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri; Demografik Bilgi Formu, Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği (LSKÖ), Sosyal Düşünceler ve İnançlar Ölçeği (SDİÖ), Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği (EMBU), İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği (İBÇÖ), Öz-Duyarlılık Ölçeği (ÖDÖ) kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın bulguları, algılanan ebeveyn tutumlarının sosyal kaygı ile anlamlı düzeyde ilişkisi olduğunu, yanısıra ebeveyn tutumlarından reddedici baba ve aşırı koruyucu anne algısı ile azalan anne sıcaklığının sosyal kaygı düzeyini yordadığını göstermiştir. Ayrıca, algılanan ebeveyn tutumları ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide öz duyarlılık ve sosyal düşünceler ve inançların aracı rolünün olduğu gözlenmiştir. Mevcut çalışmada sosyal kaygının oluşumu ve sürekliliğine dair kapsamlı bir modelin ortaya konulmasının, literatüre katkı sağlaması açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Çalışmanın bulguları, ilgili literatür ile değerlendirilmiş ve gelecek çalışmalara yönelik birtakım öneriler sunulmuştur. Ayrıca, sosyal kaygı belirtileri gösteren bireylerin örüntülerinin anlaşılması ve semptomlarının azaltılmasına yönelik müdahalelerde mevcut bulguların sağlayabileceği katkılara yer verilmiştir.