Sinema ve bellek bağlamında hafıza depoları müzeler: "Silüet" filmi örneği


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, GÜZEL SANATLAR ANASANAT DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SAMİH BURAK SAVÇIN

Danışman: CELAL OKTAY YALIN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

İnsanoğlu küçük topluluklar halinde yaşama süreçlerini sürdürürken, zaman içerisinde yaşadıkları mağaralardan çıkıp başka insan gruplarıyla birleşip daha büyük topluluklar oluşturmuşlar, bu akış içerisinde köyleri, kentleri, şehirleri, şehir devletlerini, imparatorlukları ve medeniyetleri kurmuşlardır. Dünyanın farklı bölgelerinde birbirinden farklı dile, dine, kültüre ve milliyete ait bu insanların da davranış biçimleri birbirine benzerlikler gösterir. Oluşturdukları kentlerin kendi kültürlerini yansıtan ve ardından gelecek olan nesillere bu kültürü aktarma isteği, bugün de tüm toplumlarda devam etmektedir. Dolayısıyla, tarih yazımlarının da amacı, toplumların yaşadıkları olayları kişileri belgeleyip arşivleyerek 'hafıza' oluşturmaktır. Hafıza oluşturmak için geçmişte yaşayan medeniyetleri yalnızca tarih yazımlarından değil, toplumların yaşam biçimlerini, mimari yapıtlarını, kültürlerini, kullandıkları dilleri, davranış biçimlerini ve dinlerini, kısaca haklarında her şeyi öğrenmek için sanat tarihi, arkeoloji, antropoloji gibi bilim dallarından da yararlanılmaktadır. Toplumlar, yaşadıkları topraklar üzerinde geçmişini ve yakın tarihini gelecek nesillere aktarmak için elde ettiği buluntuları, verileri, kent kimliğini oluşturan tarihi mekânlar olan hafıza depolarında sergileyerek, kent belleğini korumaktadırlar. Örnek olarak, Amsterdam'da, kent kimliğini oluşturan kanal evleri suyun içerisine kazıklar üzerinde inşa edilmiştir. Yüzyıllar içerisinde doğal şartlara dayanamayarak tahribata uğrayan binaların ön cephesi askıya alınmış, arka kısma yeni ihtiyaçlar ve kullanıcı profilleri doğrultusunda yeni binalar inşa edilmiş, tarihi binaların ön cepheleri korunduğu için sokak ve caddelerin değişim ve dönüşüme uğramaması, kent kimliğinin korunmasına sebep olmuştur. Başka bir örnek olarak, II. Dünya savaşı sırasında Nazi Almanya'sının Yahudilere, Slavlara, Romanlara, Engellilere karşı gerçekleştirdiği soykırım mekânlarının, hafıza deposu müzelere dönüştürülmesi, büyük acıların yaşandığı kolektif bellekte yaşatılırken, savaş sonrası kent belleğinin de yeniden yapılandırılmasına vesile olmuştur. Bellek, yalnızca bireylere ait olan değil, tıpkı canlı bir organizma gibi insanın yaşadığı mekânları da içerir.