Birlikte-Varolma İlkesi Işığında Fenomenal Bilinç Sorununun Yeniden Formülasyonu
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, FELSEFE ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SEDEF KARAKAŞ
Danışman: Zekiye Kutlusoy
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmanın ana sorunsalı olan "fenomenal bilinç sorunu", şu soruyu merkeze almaktadır: Nesnel fiziksel-nedensel süreçlerden, bilincin öznelliğine bağlı fenomenal unsurlara geçiş nasıl temellendirilebilir? Epistemolojik-metodolojik düzeyde ise sorun şu şekilde kendini gösterir: Bilimsel perspektifin üçüncü kişi bakış açısından gözlemlenen yapı ve süreçlerden hareketle, birinci kişi bakış açısından yaşantılanan fenomenal deneyim nasıl açıklanabilir? Çalışmanın amacı, fenomenal bilinç sorununun kartezyen doğa anlayışı tarafından çıkmaza sürüklendiğini ortaya koymak; dolayısıyla bilinci açıklamak amacı doğrultusunda elverişli bir kavramsal temel oluşturabilmek için sorunu farklı bir çerçevede yeniden formüle etmenin gerekliliğini savunmaktır. Modern bilimin kartezyen kuruluşuna dayanan doğa anlayışı, doğa ve bilinç arasındaki ayrımı merkeze alarak doğayı zihinden bağımsız bir gerçeklik olarak ele alır. Bu anlayış doğrultusunda şekillenen "fiziksellik" kavramı, bilince karşıt ve ondan bağımsız olarak tanımlanmakta, "yaşam" kavramı ise öznellikten ayrılarak mekanik düzeyde açıklanmaktadır. Modern mekanik doğa anlayışına dayanan her teori, fenomenal olmayan bir "doğa" kavramını varsaydığı için, bu çerçevede sorunu çözmeye yönelen her girişim, fenomenal bilinç sorununu yeniden üretmektedir. Problem böylece zor sorun biçimine girerek açmaza sürüklenir. Diğer yandan doğalcı yaklaşımların varsaydığı gerçekliğin bağımsızlığı, deneyimden yola çıkarak temellendirilemez olmakta, bilincin zor sorununun ayna tersini, "gerçekliğin zor sorunu"nu olarak görünür kılmaktadır. Bu nedenle doğa ve deneyim arasındaki ilişkiyi merkeze alan bir çerçevede sorunu yeniden kurmak, ona yönelik verimli bir tartışma ufku açacak ve önceden görünmez olan bağlantılar, bu ufukta görünür kılınacaktır. Çalışmada, doğa ve bilincin birbirini karşılıklı temellendirme ilişkisini merkeze taşıyan bir birlikte-varolma ilkesi önermekteyiz. Köklerini fenomenolojik yaklaşımda bulan bu ilke, "zihinden bağımsızlık" hipotezine karşı bir alternatif olarak sunulmaktadır. "Birlikte-varolma", çeşitli çalışma alanları ve varlık katmanları arasındaki farklılıkları, ayrıştırıcı değil, birleştirici bir eğilimle bir arada konumlandıran bir çatı kavram olarak düşünceye hizmet etmektedir. Bu ilke doğrultusunda, hem metafizikte hem de epistemoloji ve metodolojide doğa ve bilinç arasındaki dolanıklığın merkeze alınması gerektiği savunulmakta; yaşayan bedenin bir özne, bilinçli ve anlam üreten bir organizma olarak yeniden düşünülmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Fenomenolojik bakış ve yöntemin esaslarını dinamik sistemler temelinde bilimsel çalışmalara entegre eden enaktif yaklaşım ise, bilinç ve doğa arasındaki ilişkiselliğe odaklanarak birlikte-varolma ilkesiyle örtüşen bir paradigma örneği olarak sunulmaktadır.